AŞIK OLDUĞUNUZDA BEYNİNİZDE NE OLUR?
- sessizcebusra
- 29 Haz 2025
- 3 dakikada okunur
İnsan Beyni Nasıl Çalışır?

“İnsan beyni, karmaşık ve gizemi hala çözülememiş bir yapı. İnsan beynini anlamaya çalışmak, evrenin kendisini çözmeye benzer. Ama bu evren dışarıdaki değil… İçerideki bambaşka bir evren’’
Beyninizde kalbinize benzeyen bir şey var. Adı: hipotalamus. Beynin tam merkezine yakın bir yerde bulunuyor. Vücut ısısını, açlık, susuzluk, uyku döngülerini, hormon salınımını ve duygusal tepkileri kontrol eder. Aşık olduğunuzda orası yanar — çünkü dopamin ve oksitosin gibi kimyasalların üretimini tetikler. Karar verirken orası titreşir — çünkü duygusal önceliklerinizi fiziksel sinyallere çevirir.
Şimdi beynimizin içini açalım:
Bir avuç kadar jel kıvamında gri madde. Yaklaşık 1.4 kilogram. İçinde 86 milyar nöron var. Her bir nöron kendi elektrik sinyallerini göndererek diğer milyarlarca farklı hücreyle bağlantı kuruyor. Ve siz bu sinyallerin toplamına ‘benlik’ diyorsunuz.
Sürüngen Beyin (Beyin sapı ve beyincik): Refleksleri, nefesi ve hayatta kalmayı kontrol eder.
Limbik Sistem: Duygular burada doğar. Özellikle amigdala korku ve tehdidi işler.
Neokorteks: Soyut düşünce, dil, planlama ve karar verme burada gerçekleşir.
Peki beynin asıl işi ne?
Basitçe: bilgiyi almak, işlemek, karar vermek ve tepki vermek. Ama bu kadar mekanik değil. İnsan beyni 3 temel katmandan oluşur. Bu yapıya evrimsel beyin teorisi denir.
Sürüngen Beyin, Limbik Sistem ve Neokorteks olarak 3 ayrı katmanı olan insan beyni sadece ‘düşünmez’, aynı zamanda hisseder…
Aşk, nefret, suçluluk… Tüm bu haller bu 3 katmanın birbiriyle iletişime girmesiyle oluşur. Yani duygular, sadece ‘kalbin işi’ değildir, beynin biyokimyasal bir tepkimesidir.
Bilinçli bir karar verdiğinizde beyinde birkaç sistem birlikte çalışır:
-Önce, amigdala tehdidi değerlendirir.
-Sonra, hipokampus geçmiş anıları tarar.
-Ardından, prefrontal korteks mantık yürütür.
Karar verme süreci milisaniyeler içinde gerçekleşir. Ancak siz bu kararı ‘düşünerek’ verdiğinizi zannedersiniz.
Örnek mi?
Markette indirim olduğunu gördünüz. Mantığınız diyor ki: “Gereksiz, alma.” Ama beynin ödül sistemi devreye giriyor: “Bu bir fırsat, kaçırma!” diyor. İşte o milisaniyelik çatışma anı, beyninizin tam olarak nasıl çalıştığını gösteriyor. Aynı ödül sistemi aşık olduğunuzda da, mantığınızı devre dışı bırakıyor.
AŞIK OLDUĞUNUZDA BEYNİNİZDE NE OLUR?
“Aşk bir his değil; bir nörokimyasal senfoni.”
Peki aşk nedir?
Nörobilime göre; dopamin, serotonin ve oksitosinin birlikte salgılanmasıdır.
‘Bu hormonlar aynı anda salgılandığında bir ayıya bile aşık olabilirsiniz’ sözünü mutlaka duymuşsunuzdur.
İşte aşık olduğunuzda beyniniz, bu maddeleri adeta bir kokteyl gibi salgılar. Karşınızdaki kişiyle ilgili olmayan her şeyi arka plana atar. Çünkü evrimsel olarak, bağ kurmak bir hayatta kalma avantajıdır. Hayatta kalma iç güdüsü ile gözünüz başka hiç birşey görmez. Kendinizi aşkın kollarına bırakırsınız. Ve bu durum, yani aşk, bir duygu gibi hissedilir. Ama aslında, çok iyi düzenlenmiş biyolojik bir programdır.
Birine aşık olduğunuzu düşündüğünüzde, aslında olan şey şu:
-İlk aşamada kortizol ile stres de artar. Çünkü bilinmezlik, belirsizlik, beklenti beynin savunma sistemini de tetikler. Ama bu stres, dopaminle birlikte sizi harekete geçirir.
-Beynin dopamin salgısı arttığında bu sizi enerjik yapar.
Ödül, zevk, motivasyon hissi yüklenir. O mesaj attığında sizi “yüksek” hissettiren şey budur. Tıpkı bir bağımlılık gibi.
- Göz göze geldiğinizde, oksitosin hormonu bağ kurmanıza yardım eder. Sarılınca salgılanır. Bebeklerin size sevimli gelmesinde bile oksitosin hormonunun etkisi vardır.
- İlk buluşmadaki “heyecan”ın sorumlusu; adrenalin ve norepinefrindir. Kalp çarpıntısı, terleyen eller, göz bebeklerinin büyümesi…
-Ve belki de en tuhafı: prefrontal korteks az çalışır.
Burası muhakeme merkezidir. Yani… mantıklı düşünemezsiniz. Bu yüzden aşık olduğumuzda her şeyi görmezden geliriz.
Hadi bu konuyu biraz daha açalım:
Aşk beyninizde birkaç bölgeyi aynı anda devreye sokar:
🔹 Ventral Tegmental Alan (VTA): Dopamin üretiminin merkezi. Uyuşturucu bağımlılığında da bu bölge aktiftir. Aşık olduğunuzda bu bölge “ödül” beklentisiyle parlar. Yani onu gördüğünüzde, beyniniz “kazandım!” der.
🔹 Nucleus Accumbens: Risk, zevk ve karar alma. Bu bölge, bağımlılık yapan davranışlarla ilgilidir. Aşkı bir “arzu durumu” haline getirir.
🔹 Amygdala: Korku ve stresle ilgilidir. Aşkta bu bölge azalır. Yani korkmazsınız. Mantıklı olmazsınız. Risk alırsınız.
🔹 Prefrontal Korteks: Muhakeme ve mantık merkezi. Aşıkken aktivitesi düşer. Bu yüzden arkadaşlarınızın uyarılarına kulak asmazsınız. “Onun için her şeyi yaparım” hissi buradan gelir.
Aşık Mı Olduk, Bağımlı Mı Olduk?
Bilim insanları aşkla kokain arasında benzerlik buldu. Yani aşık bir beyin madde etkisindeymiş gibi davranıyor. Ayrılık sonrası yaşanan “yoksunluk” da işte bu yüzden çok güçlü. Aşk çekildiğinde, dopamin sistemi çöküyor. Mantıklı düşünemezsiniz çünkü beyniniz mantığı yani prefrontal korteksi devre dışı bırakıyor.
Beyin sizi korumak değil, birleştirmek istiyor. Daha önce de belirttiğimiz gibi bağ kurmak bir hayatta kalma avantajı olarak görülüyor. Bu yüzden evrim için aşk bir lüks değil, bir araçtır.
Yani aşık olduğunuzda beyniniz size şunu söylüyor:
“Mantıklı olma. Sadece bağ kur.”
‘’Beyin, sadece bilgi işleyen bir makine değil. Aynı zamanda duyguları, korkuları, hayalleri, tutkuları da kodlayan bir evren. İnsan olmanın bedeli bu: hissetmek. Ama aynı zamanda buna ‘yaşamak’ da deniyor.’’
Metnin video formatına buradaki linkten ulaşabilirsiniz.





Yorumlar