Kadir-i Mutlak Yaratıcı İle Randevum Var
- sessizcebusra
- 27 May 2025
- 2 dakikada okunur
Bugün Tanrı için ne yapabilirim?
Biraz meditasyon, biraz ibadet, biraz da bunalımdan kaçmak için Çamlıca Camii'nde namaz kılmaya karar verdim. Güzelce abdestimi aldım. Daha bornozumlayken bir arkadaşım aradı ve beni en sevdiğim pizzacıya götürmeyi teklif etti. Pizzayı duyunca ne aldığım abdest geldi aklıma, ne de Çamlıca Camii... Hemen teklifi kabul ettim. Giyinmek için odama gittiğimde tefekkür de başlamış oldu.
Yatak odam ormana bakar, çaprazdaki binanın çatısına kuşlar gelir. Çoğunlukla gri güvercinler. Nadiren kargalar olur. Binde bir de olsa martı görmüşlüğüm oldu. Ancak 3 senedir hiç beyaz güvercin görmüşlüğüm olmadı. İlk kez bembeyaz bir güvercin tam göz hizamda bana doğru uçarak gelip, penceremin dışına kondu. Toz yok, bembeyaz parlak tüyleri var. Bir güvercin klasiği gerdan kırma hareketleriyle beni izledi. Bir süre bakıştık. Pencereye bir adım daha yaklaşmaya yeltendiğimde uçup gitti. Güneşin batışına doğru o beyaz kanatlarını savurduğunda dedim ki; ''Ben neden yönümü değiştirdim?'' Bir beyaz güvercinin ziyareti ile ne de güzel bir davet. Görebilene...
Her namaz vaktinin güneşin konumlarıyla pekiştirildiğini varsayarsak tüm gün bizi ısıtan ve aydınlatan güneşi uğurlamak bile Allah'a hizmet değil midir?

Hemen çıkarsam güneşin batı ufkunda kaybolduğunu müjdeleyen yatsı ezanını Çamlıca Camii’nde dinleyecektim. Arkadaşımı arayıp başka bir yere davet edildiğimi söyledim. Alelacele hazırlanıp çıktım. Otobüs durağına gidince 20 dakika otobüs beklemem gerektiğini fark ettim. 10.dakikada iliklerime kadar hissettiğim soğuk havanın acısı hevesimi kırdı. Bir vesvese geldi. Cami rotasını iptal edip yeniden pizzacı planına yönelmeyi düşünürken 10 dakika daha beklemem gereken otobüs birden bire önümde durdu. Ah Tanrım, görebilene ne güzelsin sen... Bir beyaz güvercinle beni huzuruna davet etmiş, Kadir-i Mutlak Yaratıcı ile randevum var! Allah herşeye yetendir ve bu yüzden elbette yolumdaki her taşı kaldırıp, niyetlendiğim gibi ezan vakti beni Çamlıca Camii’ne yetiştirecekti. Öyle de oldu. Camiye çıkan merdivenin basamaklarındayken yatsı ezanı başladı:
''Allah-u ekber, Allah-u ekber...''
''Allah en büyüktür, Allah en büyüktür...''
Her zaman derim: İnandığın şey hakikattir. Aklettiğinde, yani hakikati ilim ile desteklediğin zaman sırra erişirsin. Tahmini 14 milyar yıl evvel... Hiçlik varken, hiç birşey yoktu. Alemlerin İlahı bilinmek istedi ve bir atomdan koskoca bir evren yarattı. Big bang... Evren soğuyup, genişlemeye başladı. Yerler, gökler oluştu. Hayat oldu. Hiçlikte hiç var olmamış insanoğluna 3 boyutu, duygu ve duyularla, aynı zamanda hür irade ile tecrübe etme şansı verildi. Günümüz teknolojisinde bile taklidi imkansız bir alemde... Matematiğin incelikle kodlanarak yaratılışı şekillendirdiği bir alemde... Bir su molekülünün titreşiminin bile Allah’ı zikir ettiği bir alemde... Zikirden kastım ki; maddenin molekülünün titreşimi bile bu evrene hizmet eder. Yaratılan herşey hizmete tabidir. İki denizi kavuşturup da karıştırmayan bir denge vardır. Bu dengede bile evrene hizmet vardır. Yeryüzündeki kusursuz denge ve nizam bir yaratıcının eseridir.
Allah’ın varlığının kanıtı; senin madde halinde bu boyutu deneyimleyen varlığındır. Unutma ki bu yerler ve gökler yaratılmasaydı ve insanın etine ruh üflenmeseydi; insanoğlu hiçlikte hiç var olmamış hiç birşeydi. Hala akletmez misin?





Yorumlar